21 Eylül 2007 Cuma

Okuma yazma bilmeyenlerle dalga geçtiler.

Hürriyet gazetesi,kendi websayfasında okuma yazma bilmeyen,güneydoğulu vatandaşlarla,hem okuma yazma bilmediği için,hem köylü olduğu için,hemde aşiret mensubu olduğu için dalga geçti.Herhangi bir partinin broşürünü eline aldığı için,”BELKİDE OKUMA YAZMA BİLE BİLMİYOR” cümlesini kurdu,konuya mizahi yaklaştığını sanarak vatandaşların resimlerinin üzerine şu şekilde yazılar yazdı;

''TERSİ DÜZÜ NERESİ BUNUN ACABA?”Kendilerinin resimlerinin ne amaçla yayınlandığını bilmeyen,70 milyon önünde okuma yazma bilmedikleri,köylü oldukları halde siyasetle ilgilendikleri için suçlu ilan edileb masum vatandaşlarımızdan,Hürriyet adına bu utanç verici haber nedeniyle biz özür diliyoruz.Hürriyet kendi vatandaşını aşağılayacak kadar basitleşirken,milletimiz’i duyarlı olmaya çağırıyoruz.Kamuoyu vicdanına sunulur..

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=4028&p=3&rid=153

Bölücü sayfayı kaldırdılar!


Petrol Ofisi'nin bölücü web sayfasını haberimizden sonra kaldırdılar.

Aydın DOĞAN’a ait Petrol Ofisi’nin web sayfasının İngilizce bölümüne koydukları bölünmüş buluttan Türkiye haritasını sizlere haftasonu duyurmuştuk.Biz bunu haber yaptıktan sonra websitesini yenilediler ve buluttan haritayı tamamen kaldırdılar.Bu harita Türkçe sayfada zaten yoktu.İngilizce sayfada yayınlanıyordu.Buda Aydın DOĞAN’ın kimlere hizmet ettiğini gösteriyordur.

İşte sitenin yeni hali;

http://www.yakittakalite.com/en/

Nihayet ülkeyi böldü!

İşte Aydın DOĞAN’a ait Petrol Ofisi’nin websitesi’nin İngilizce sayfası.Resimdeki BULUT(Türkiye haritasına)’a dikkatli bakınız.Türkiye’yi naslda bölmüşler güneydoğudan itibaren!!!
İşte Aydın DOĞAN’a ait Petrol Ofisi’nin websitesi’nin İngilizce sayfası.Resimdeki BULUT(Türkiye haritasına)’a dikkatli bakınız.Türkiye’yi naslda bölmüşler güneydoğudan itibaren!!!

Hürriyet halkla dalga geçiyor.

Hürriyet gazetesi web sayfasındaki erotik resimleri/galerileri kaldıracağını açıklamıştı.
Sanıyoruz ki sapık okuyucu kesimi tarafından ciddi bir şekilde boykot ediliyor.Büyük bir traj kaybı yaşamış olmalılar ki galeriler ya yeniden siteye eklenmiş yada,bunlar milletle hala dalga geçmeye devam ediyor.

Hürriyet’in milletle nasıl dalga geçtiğini bazı resimleri SANSÜRLEMEK ZORUNDA KALARAK veriyoruz;

http://img102.imageshack.us/img102/8027/kelebek2xf0.png

http://img96.imageshack.us/img96/6990/kelebek3dh8.png

Okurları Hürriyet'i topa tutmalı!


Yazacaklarımın kolay şeyler olduğunu biliyorum… Hürriyet okurlarının –klavyenin başına geçseler- benim şimdi karalayacağım şeylerden çok daha iyisini yazabileceklerini de tahmin ediyorum.
Yazacağım şeylerin “yeni” bir yanı da yok; yok, çünkü birkaç yıl önce daha beterine de şahit olmuştuk.
Daha beteri, yani bir “çocuk pornosu” haberinin yanına bir “çocuk pornosu” fotoğrafının (basbayağı) iliştirilmesi.
(Yeri gelmişken: Ben bu “suç üstü” halini Basın Konseyi’ne götürdüğümde, konseyin Hürriyet’e bir madalya takması eksik kalmıştı! O da öyle bir konsey işte…)
Tekrarlayacak olursam, bu işler eskiden de kötüydü. Ama sanki, Bild ile yoldaşlık bizimkini daha bir yoldan çıkardı gibi.
Yok yok vazgeçtim, bu tahmin yerinde bir tahmin olmadı. Çünkü işi buraya kadar vardırmayı Bild de akıl edemez; akıl etse de cesaret edemez…
Sen kalk 17 yaşındaki bir gencin başından geçenleri gazetenin alnına yerleştir…
Bild bunu yapabilir mi? Bild’e bunu yaptırırlar mı?
Okurlarının gözüne dayasın “ölü spermler” hikayesini de görsün bakalım başına neler gelecek?
Peki ya 13 yaşındaki bir çocuğun savcılıkta verdiği ifadeye “ulaşmak” ve onu da olduğu gibi gazeteye taşımak?
Utanmazlığın böylesi Bild’in aklının ucundan bile geçmez-geçemez.
Sen tut, 13 yaşında bir kız çocuğunun savcıya verdiği ifadeyi gazetende “çocuk pornosu” formatında pazarlamaya çalış.
Utanmazlığın böylesi….
Bunu Bild yapsa kim bilir neler gelir başına…

Başına gelecekler bir zamanlar başını ağır Alman entellektüellerin çektiği bir “anti-Bild” kampanya ile de bitmez. Bu utanmazlık –hiç şüphesiz- gazeteyi “okunması kolay” diye tercih eden derin Bild okurlarını da hemen o saat ayağa kaldırır.
İnanmıyorsa Bild’in genel yayın yönetmeni olan arkadaşına sorsun şu soruyu da alsın cevabını:
Bizim yaptığımızı siz de yaparsınız değil mi? Madem ki memleketiniz Almanya (yani Batı, yani AB, yani “her şeyin” serbest olduğu bir ülke!) cinsel tacize uğradığı için şikayetçi olan 13 yaşındaki bir çocuğun savcıya verdiği ifadeyi olduğu gibi okurlarınıza taşırsınız değil mi?
Bakalım “arkadaş” ne diyecek?
Şu satırları yazan da o:
“Dün sabahtan itibaren iki ayrı sorgulama ile karşılaştık.
Biri içerden geliyordu.
Bazı okurlarımız, Antalya Cezaevi’ndeki Alman gencin konuşmasında yer alan bazı ifadelerden rahatsız olmuşlardı.
Haklı da olabilirler.
Ancak bizim amacımız, içerdeki çocuğun hissettiklerini onun ağzından aktarmaktı.

Nitekim bugün de olayın öteki tarafındaki kişiyi, 13 yaşındaki İngiliz kızın ifadelerini aktarıyoruz.”
“Haklı da olabilirler”miş…
Bakın kendisi de söylüyor zaten: “içerdeki çocuğun”.
Üstüne bir de dışarıdaki hepten çocuğun hikayesini ekleyin…
Yani yapılan yayın, la mı cimi yok, “çocuk pornosu” sınıfına girmektedir.
Şimdi de gelelim “çağrı” faslına:
13 yaşındaki ve 17 yaşındaki çocukların aileleri çocuklarının konu edildiği bu yayından dolayı gazetenin peşine düşmelidirler.
Bu suçu Batı’da bir gazete işlese mahkemeden öyle yüklü bir tazminat çıkar ki söz konusu gazete –inanın- pantolonunu bile kurtaramaz…
Duruşması yasa gereği kapalı olması gereken bir davada davacı konumunda olan 13 yaşındaki çocuğun savcılığa verdiği ifadeyi gazeteye ulaştıran –her kimse- kişi hakkında savcılık derhal soruşturma açmalıdır.
Bu işlerde yetkili kim ise, söz konusu gazeteye “çocuk pornosu” niteliği taşıyan yayınından dolayı –bir şeyler- yapmalıdır.
Ve tabii Hürriyet gazetesi okurları da bu arada, kendilerini bu utanmaz yayınla karşı karşıya bıraktığı için gazetelerini topa tutmayı ihmal etmemelidirler.
Kürşat Bumin - Yeni Şafak

Sağlıkta büyük devrim.

Sağlık ocakları artık ücretsiz

Sağlık Bakanlığı yarından itibaren birinci basamak sağlık kuruluşlarında sosyal güvencesi olmayan vatandaşlardan bile belge ve muayene ücreti istemeyecek. ANKARA (ANKA)Sağlık Bakanlığı birinci basamak sağlık kuruluşlarında sosyal güvencesi olmayan vatandaşlardan bile belge ve muayene ücreti istemeyecek.

Temel sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Turan Buzgan Sağlık Bakanlığı’nda yaptığı açıklamada, Bakanlığa bağlı birinci basamak sağlık kuruluşlarınca (Sağlık Ocağı, Ana Çocuk Sağlığı Ocakları, Verem Savaş Dispanserleri ve 112 Ambulans hizmetleri) verilen hizmetlerin tüm vatandaşlar için ücretsiz hale getirildiğini uygulamlaya yarından itibaren başlanacağını açıkladı.“Bakanlığımıza bağlı birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuru kolaylaştırılmıştır. Vatandaşlarımız herhangi bir belge ibraz etmeden Bakanlığımıza bağlı birinci basamak sağlık kuruluşlarımızdan tedavi hizmeti alabileceklerdir” diyen Buzgan, birinci basamak sağlık kuruluşlarından yararlanmak isteyen vatandaşlardan vizite kağıdı, hastane muayene isteği belgesi, sağlık karnesi, sevk kağıdı gibi belgelerin istenmesi zorunluluğunun kaldırıldığını bildirdi. Buzgan “Ancak memurların izinli sayılmalarıyla ilgili kendi düzenlemeleri hariç, memurların tedavi yardımından yararlanan aile fertleri hakkında yeniden düzenleme yapılıncaya kadar mevcut uygulamalara devam edilecektir. Bununla ilgili olarak yapılan düzenlemeler için Maliye Bakanlığı çalışmalara başlamıştır” dedi.

120 BİNİ AŞKIN FATURA GERİ ÖDEME KURUMLARINA GÖNDERİLMEYECEK

Bakanlığa bağlı birinci basamak sağlık kuruluşlarınca verilecek olan hizmetler karşılığında faturalama ve dayanaklarının geri ödeme kurumlarına gönderilme işlemlerine son verildiğine işaret eden Buzgan, “Böylece geri ödeme kurumlarına yaklaşık 120 milyonu aşkın fatura ve dayanağı belge düzenleme ve gönderme yükümlülüğü ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca bu işi yapacak işgücünden de tasarruf edilecektir. Böylece sağlık personeli asli görevlerine yöneleceğinden bu basamakta sunulan hizmet kalitesi artacaktır. Bu hizmetlerimiz için alacağımız ücretlerin, bu kuruluşların ihtiyaçlarını karşılamakta yeterli olacağı düşünülmektedir. Ayrıca birinci basamak sağlık kuruluşlarında yapılacak olan her yeni işlem kayıt altına alınacağından, performans esaslı ek ödeme sistemine devam edilecektir” dedi.Buzgan şöyle devam etti:“Devlet Memurları Tedavi ve Cenaze Yardımları Yönetmeliği uyarınca devlet memurlarının hasta yollama kağıdı, ile hekime gitmeleri gerekmektedir. Bu yönetmelikte değişiklik yapılıncaya kadar devlet memurlarının sevk kağıtları ile hekime başvurmaları gerekecektir. Sevk kağıdı aktif çalışanların sağlık hizmeti alırken kurumlarından izinli sayılmaları için de fonksiyon taşımaktadır. Aynı zamanda sosyal güvence şemsiyesi kapsamındaki vatandaşlarımızın hekimlerimiz reçete yazdıkları takdirde de ilaca erişimlerinde problem yaşamamaları için de sağlık karnelerini muayene esnasında hekime getirmeleri faydalı olacaktır.”Buzgan, birinci basamak sağlık kuruluşlarına giden kişilere gerekmedikçe kimlik bile sorulmayacağını söylerken, bir gazetecinin ”Alman uyruklu birine de ücretsiz mi bakılacak” sorusuna “evet” yanıtını verdi.Bu uygulamanın Sağlık Bakanlığı’na önemli bir yük getirmeyeceğini söyleyen Buzgan, Türkiye’de 6 bin 400 sağlık ocağı ve buralarda çalışan 18 bini aşkın hekim bulunduğunu anımsattı.

30.06.2007
www.yenisafak.com.tr

Allah kelimesinin gücü

ALLAH’ kelimesinin gücü
Hollandalı bilim adamı ve psikolog Vander Hoven ALLAH kelimesini oluşturan harflerin sırrını bulduğunu açıkladı. Prof. Hoven’in hastalar üzerindeki araştırmasının sonucu ise şöyle..

Hollandalı bir psikolog olan Vander Hoven Kur’an okumanın ve ALLAH kelimesini tekrar etmenin hastalar ve sağlıklı insanlar üzerindeki etkilerini bulduğunu açıkladı.Hollandalı profesör üç yıldan beri bir çok hasta üzerinde araştırma ve çalışmasını yaparak yeni buluşuna ulaştığını söyledi.Hastalarından bazılarının Müslüman olmadığını, bazılarının da Arapça bilmediğini belirten Hoven hastalarına ALLAH kelimesini öğrettiğini söyledi.
Alınan sonucun çok mükemmel olduğunu, özellikle depresyon ve tansiyon hastalarında çok daha iyi sonuçlar verdiğini belirtti.

Profesör Haven ALLAH kelimesini oluşturan harflerin psikolojik hastaların üzerindeki etkilerini açıkladı.
-ALLAH kelimesinin ilk harfi olan –A- harfi solunum sisteminden direk çıkıyor ve nefes almayı düzenliyor.
- Damaktan söylenen –L- harfi ise, (Arapçada çıkarıldığı şekilde) dil hafifçe damağın üst kısmına dokunuyor ve çene kısa bir duraklamayla birlikte aynı işlem tekrarlanıyor.(İki –L- harfi olduğu için) Bu işlem nefes alıp vermeyi rahatlatıyor
- Son harf olan –H- harfi çıkartılırken akciğer ve kalp arasında bir ilişki oluşuyor ve işlem sonucunda kalp atışları düzeliyor.
Bu araştırmayı yapan Hollandalı profesör Müslüman değil, fakat İslam ilimlerine ilgi duyan ve Kur’an-ı Kerim’in sırlarını araştıran bir psikolog.

HABERİN İNGİLİZCE METNİ İÇİN BAKINIZ
www.haber7.com